Sevgili defter
Bu akşam sana neşeli şeyler yazmayı planlamıştım, üzgünüm yapamayacağım. Çünkü öyle şeyler gördüm öyle şeyler dinledim ki inan tek iyi kelime edesim yok. Cemil Meriç “Gerçek kelimelerin arkasında kayboluyor” demiş ya, gerçeği kelimelerin arkasına saklayıp kendimizi haklı çıkaran gerçekler yaratan bizler, yetişkinleriz. Çocuklarsa yalnızca susuyor. Onların yalanları bile bizim doğrularımızdan daha gerçek. Bizler öylesine yetişkiniz ki o çocukları dinlemek yerine onlara gerçekleri kelimelerle nasıl saklayacaklarını öğretiyoruz, hem de onlara “Yalan söylemek çok kötü bir şeydir, bana her zaman gerçekleri söyle çocuğum.” diyerek. Bir şey söylerken aynı anda başka o kadar çok şey söylüyoruz, bir şey söylemezken daha başka neler neler söylüyoruz ki en nihayetinde çocukların şunu anlamasını sağlıyoruz; “Bana itaat ettiğin sürece varsın.” Yani, buduyoruz onları, koparıp parçalayarak kendi istediğimiz şekle sokuyoruz. Sonra da onlara bakıp şöyle diyoruz; “Ne akıllı bir çocuk.”
Bu akşam sana neşeli şeyler yazmayı planlamıştım, üzgünüm yapamayacağım, bu gece çocukların akıllı olabilmeleri için kopartılan parçalarının olduğu yerdeyim çünkü, burada her kahkaha çığlıklarla bölünüyor.












